
Yukarıda biri yazdan biri kıştan olmak üzere aynı ağacın iki profil fotoğrafını görmektesiniz. Kendileri izlemeye doyamadığım sıklıkla ziyaret ettiğim bir ağaç olur. Zamanla ilişkimiz derinleştikçe bende bazı sırlar ve sorular bırakmaya başladı kendileri. Bu yazıda bunlardan birini paylaşmak istiyorum.
Düşünce akışım Goethe’ye ait olabileceği düşünülen “Bir yerde ışık varsa orada gölge de vardır.” cümlesine dayanıyor. Cümle derin, üzerinde düşünüp anlamlar üretmek mümkün ancak ben burada son zamanlarda sıklıkla sohbet ettiğim ChatGBT’nin bu cümleye yorumunu paylaşmak istiyorum önce sizinle.
“Bu söz, pozitif ve negatif, iyilik ve kötülük gibi zıtlıkların birlikte var olduğunu, bir şeyin olumlu yönleriyle birlikte olumsuz yönlerinin de olduğunu vurgular. Işık ve gölge arasındaki ilişki, birbirini tamamlayan ve dengede tutan bir ikili olarak düşünülür. Örneğin, mutluluk anlarında bile olumsuzluklar veya zorluklar olabilir ve her zorluk anında bir potansiyel ışık veya öğrenme fırsatı bulunabilir.
Ayrıca, bu ifade, insan doğasındaki karmaşıklığı ve hayatın içindeki çeşitliliği yansıtır. Her olumlu durumun bir olumsuz yönü veya her aydınlık yerin bir gölgesi olduğu düşünülür. Dolayısıyla, hayatta dengeyi sağlamak ve bütünlüğü bulmak için, hem ışığın hem de gölgenin varlığını kabul etmek önemlidir.“
Evet gördüğünüz üzere oldukça doyurucu bir yorumlama yapmış kendileri. İşte bu söz ve ağacın kameraya yansıyan iki fotoğrafı arasında ilişki kuran zihnim ve kalbime süzülenlere geçip kendi yorum ve sorumu bırakayım izninizle.
Ağacın yazın güneşli, keyifli bir gününde çektiğim, ihtişamlı yemyeşil, çokça yapraklı ilk halinde yapraklarının suya yansıyan muazzam gölgelerini de görüyoruz. Neredeyse sudaki aksı ile ağacın hakikati birbirinden ayırt edilmekte zorlanılacak bir halde. Işık var ve gölge var. Bu esnada ağaç görkemli, ağaç yaprak dolu, ağaç ördeklere ve bana sıcak havada gölge oluyor, ancak kendi gölgesi de o kadar fazla ki.. Belki de böylesine güzel görünmek, böylesine fayda sağlamak gölgelerinin çokluğu düşünüldüğünde ağaç için bize göründüğü kadar keyifli bir hal değil, bilemiyorum.
Sonra diğer fotoğrafa geçin, mevsim değişiyor ağaç geçici bir süreliğine yapraklarından vazgeçiyor. Yine ışık var ancak gölge oldukça az. Ağaç ihtişamlı ve coşkulu görünmüyor. Cılız ve dingin daha çok. Ağırlıklarından arınmış, gölgelerinden arınmış, altında gölgelenen insanlar ve ördekler de yok ancak sanki bu yalnız ve dingin halinde keyfi yerindeymiş, dinleniyormuş, yeni çıkacak yapraklarına zemin hazırlıyormuş gibi de bir his veriyor bana.
Işık her iki görseldede var ancak gölgeler biraz da nesnenin, ağacın ya da insanın ta kendisinin döngüsel zaman içerisinde sahip olduğu niteliklerine mi bağlı öyleyse? İnsana göre düşündüğümde ne çok şeye sahip olduğumuza, ne kadar gösterişli olduğumuza, ne kadar çok ve fazla olduğumuza bağlı olarak gölgelerimiz artıyor olabilir mi? Spirited away filminden o sahne gelir burada aklıma. Kokuşmuş ruhun maddelerden hamamda arındığı sahne.. Maddelerin, nesnelerin ruhu ağır, hantal, kötü kokan bir hale getirdiğini anlatan sahne..
Peeki öyleyse nesnelerin çokluğu, yaşamımı, dolabımı, hayallerimi süsleyen nesnelerin, araçların, sözde ihtiyaçların çokluğu, buna ek zihnimde yapacaklarıma dair kendime oluşturduğum listelerin, hedeflerin, niyetlerin, planların çokluğu da gölgelerimi arttırır mı? Eğer öyleyse gölgelerimi arttıran tüm bu ‘şeyler’ ağacın yaprakları gibi mevsimsel ve geçicidir ve yine ağacın yaprakları gibi bir amaçla vardırlar da diyebilir miyim sizce?

Yorum bırakın