Çocuklarla çalışırken DIR floortime yaklaşımı benim için terapi sürecinin bazını oluşturuyor. Tüm süreç bu baz üzerine inşa ediliyor ve böylece çocuk ile amaca yönelik beceri gelişimine alan açmak mümkün hale geliyor. Peki bu süreç benim için nasıl ilerliyor ?
Birinci aşama: İlk karşılaşma öncesi minik insanımızla ilgili elimizde birçok bilgi mevcut oluyor. Bu çocuk buraya neden geldi, kiminle geldi, ebeveynleri onun hakkında ne düşünüyor, tıbbi geçmişi, doğum hikayesi, duyusal sistemlerinin işleyişi hakkında ebeveynlerinin onun adına doldurduğu formlar neye işaret ediyor gibi gibi.. Peki ilk karşılaşma anımızda bu bilgiler ne işime yarayacak ? Ortama ve bana uyumlanmasına engel olabilecek durumları düzenleyebilmemi sağlayacak. Örneğin fazla ışıktan rahatsız mı oluyor, perdeleri kapatacağım; yerden yüksekte olmaktan kaygı mı duyuyor, salıncakları kaldıracağım; sesli oyunları mı seviyor, onun için bir tane seçip odaya koyacağım. Kullanacağım odayı ve kendi davranışlarımı çocuk hakkında aldığım bilgilere göre ayarlayacağım, bu karşılaşmanın iyi geçmesi için en uygun olduğunu düşündüğüm ortamı hazırlayacağım. Evet bu bilgiler karşılaşma öncesinde hazırlık için işime yarayacak ancak sonrasında bildiğim her şeyi unutmam gerekecek..
İkinci aşama: Burdan sonra amacım her şeyi bir kenara bırakıp minik insanımı keşfetmeye çalışmak, onu takip etmek, ilgiyle izlemek, merak etmek ve eğer hazırsa, benimle etkileşime girmeye motive olursa işte o zaman birlikte hareket etmeyi deneyimlemek olacak.. Hatta artık burada bir amaçtan dahi bahsetmek mümkün değil. Yaptığımız şey her neyse bundan birlikte keyif almak sonra bazen birlikte sıkılmak veya zor bir anı paylaşmak gibi döngülerin içinden birlikte geçme deneyimi artık gerisi…
Üçüncü aşama: Karşılaşma bittikten sonra ebeveynlerden alınan geribildirimlerle de birlikte yeniden düşünmeye başlama vakti. Önceden edindiğim bilgiler, karşılaşma süresince ne oldu, neden oldu, nerede ve hangi durumda oldu, uyumumuzu bozan neydi ? Fazla yaklaşıp sınırına girmiş olmam mı yoksa dışarıdan gelen ani yüksek ses mi ? Yani yeniden sorular, hipotezler, çıkarımlar..
Buraya kadar yazdıklarımı özetleyecek olursam, bilgileri al ve uygun koşullar için kullan, karşılaşma anında bildiğin şeylerle değil uyumla hareket et, anı paylaş, ve bu anlarda yaşanan zorlukları, işe yarayan yaramayan her şeyi düşünerek süreci analiz et ve sonrası için planlama yap…
Pekiii… Şimdi bu yazıyı yazdıran asıl bölüme geldik.. Yazılanlar iyi hoş, uygulaması da kolay gibi göründü yazarken 🙂 Ancak şöyle bir sorum var : Bir terapist olarak ben her zaman uyumlanmak konusunda harika mıyım ? O gece mışıl mışıl uyudum mu? Sabah ofise gelirken ne yaşadım, yaşamımda genel bir sorun var mı? Karnım ağrıyor mu, regl dönemim yakın mı? Ekonomi, gelecek, o, bu, şu…..Hey, ama bir saniye bu senin severek yaptığın işinse her şeyi geride bırakmalı ve bu ana dönmelisin ! Evet keşke öyle olsa değil mi … Bu faktörler yetişkin olarak uyumlanmamızı tamamen engellemese de kalitesini etkilediğini söyleyebilirim. Tabi ki tüm bu blog boyunca olacağı gibi şu an da kendi adıma yazıyorum. Bu durum bana göre miniğimizle süreci sürdürürken bütün faturaları ortama ve miniğimize kesmemeyi, kendi payımızı da işin içine katabilmeyi söylüyor. Bu faktörleri ölçmek ve değerlendirmek yüz üzerinden kaç oranda uyumlanabilirim hesabı yapmak mümkün olsaydı pek hoş olurdu bence. Uyumlanmanın iki yönlü bir akış olduğunu düşünürsek çocuğun performansı ile ilgili çıkarımlarda bulunurken ‘ben de bugün %53 oranında uyumlanmaya açıktım’ diyebilsek mesela, sizce nasıl olurdu ? 🙂
Buradan yola çıkarak yetişkin ilişkilerimiz geliyor aklıma.. Yüzde kaçımız ile uyumlanabiliyoruz acaba ilişkilerimizde ? Önceki bilgilerimizi bir kenara bırakıp içinde bulunduğumuz anı paylaşabiliyor muyuz her zaman ? Eğer işler ters gidiyorsa karşımızdaki kişinin zorluklarını saptadıktan sonra kendimize de bakıp ‘uyumlanmama engel olan faktörler nelerdi’ diye sorabiliyor muyuz ? Hadi diyelim sorduk bu soruları, cevap alabilecek kadar bedenimizle, duygularımızla, zihnimizle iletişimde ve bütün halde miyiz peki ?
Son sorum ise şu, minik insanlarla uyumlanmak ve onların sosyal duygusal, duyusal ve motor becerilerinin gelişimi için büyük faydalar sunabilen iletişme üzerine böyle bir yaklaşımla kendimize, bedenimize, ilişkilerimize bir bakış kazandırabilsek bizlere ne gibi faydaları olurdu acaba ? …
Merak ve Sağlıcakla.


Yorum bırakın